Çağları Aydınlatan Bir Şehid: Metin Yüksel

Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara…..

Böyle diyordu şehid Metin Yüksel… Çağları aydınlatacak yegane yolun Allah yolunda ölmek olduğunu haykırdı Fatih Camiinin avlusuna akan temiz kanlarıyla.O aşk ehliydi.Şehadete susamışlığı ve kendisinden sonra gelenlere emanet ettiği mücadele bilinci uğruna hayatını verdiği sevdasıydı…

Metin Yüksel,her zaman kardeşlerinin yardımına koşabilmek ve kardeşlerinin dertlerine derman olabilmek için çaba sarfediyordu.Hayatını İslam Ümmetininin dirilişine adamıştı. Mahalle mahalle, şehir şehir koşuyordu İslam’ı tebliğ edebilmek için.

Metin bir gün gençlerle ders yaparken diğer bir gün fakirlere yardım için koşuyordu. Bir gün mitingde en önde yürürken diğer bir gün Müslümanların izzetini korumak için İslama savaş açanlara karşı mücadele veriyordu.

İslam coğrafyasındaki olayları çok iyi takip edip, zulüm gören kardeşlerine destek için en önde haykırıyordu hakkı.Şehidlerin ardından imrenerek bakardı hep. ”Şehadet inkılabın habercisidir” diyordu.Cihadı kuşanıp, Şehadeti koymuştu dualarının başına.

Daruşşafaka Lisesinin önünde kurşunlandığında Şehadet şerbetinin tadını hissetmişti…Koministlerin silahından çıkan üç kurşun vucuduna isabet etmişti.Davası için yaptığı faaliyetlerde hiç bir zaman korkmadı,geri durmadı,tereddüt etmedi Metin.Kafirlerin karşısında Uhud Dağı gibi Dimdik ayakta durdu.Mücadelesini hayatının sonuna kadar yılmadan,yorulmadan devam ettirdi.Geceleri kendi eliyle hazırladığı afişlere Fatih’i süslerken,gündüzlerini de İslam Davasının daha çok insana ulaşması için çalışıyor, gençleri organize ediyor.Fatih Akıncılarının “İyiliği Emreden ve Kötülüğü yasaklayan, eşsiz bir Kur’an nesli olması için elindn geleni yapıyordu .Hayatının hiç bir döneminde boş durmadı.O her zaman zulmün bu kadar yaygınlaştığı bir asırda Müslümanım diyen bir kimsenin boş durmasının mümkün olmadığını söylerdi. Arkadaşları bile onun bu azmi karşısında hayretlerini gizleyemiyorlardı.

Metin şehadeti arzuluyordu ve bu emeline kavuşmak için çok çalışması gerektiğinin farkındaydı. Resulullah’ın yasakladığı Kavmiyetçilik/Milliyetçilik davası güdenler ile yapılan bir çok kavgaya katılmıştı.Şehadetinden bir kaç gün önce gerçekleşen kavgada milliyetçilerin elindeki bütün silahları toplamıştı.Daha sonra bu silahları onlara geri vermişti.

Ve 23 Şubat 1979 Cuma…

Soğuk bir Şubat günü…Fatih camii avlusunda insanlar cuma namazı için hazırlık yaparken, Metin’de arkadaşlarıyla birlikte Camiin yakınındaki Vakıflar Yurdunda abdestini almış,arkadaşları ile birlikte Fatih Camiine doğru yola çıkıyordu. Silahını yanına almakla almamak arasında gitti geldi. Allahın evine ibadet amaçlı gittiğini düşündü ve silahını bıraktı.Ağır adımlarla Fatih Camiine doğru yürüdü.İçinde tarif edemediği bir his,adını koyamadığı bir duygu vardı.Namazını kıldıktan sonra uzunca dua etti…Camiiden çıkmak için yavaş adımlarla kapıya yürüdü, Ayakkabılarını aldı ve Unkapanı tarafındaki büyük kapıdan dışarı çıktı.Merdivenleri yavaş yavaş indi ve Malta tarafındaki kapıya yöneldi,bir kaç adım atmıştı ki Cami avlusu ”Metin” sesiyle titredi.Arkasını döndü ve sesin geldiği yöne doğru baktı.Bir el silah sesi duyuldu Cami avlusunda. Yere düşmeden evvel Tekbir getirdi Metin…Ve Allah’ın arzı bir kez daha hayatına imanına şahid tutan bir yiğidin haykırışıyla sarsıldı…Olduğu yere yığıldı Metin…Kalleşçe arkadan vurmayı şiar edinenler yere düşen Metin’in başına iki kurşun daha sıktılar…Bir karışıklık oldu avluda…Karışıklıktan istifade eden karanlık yüzlü katiller münafıkça bir tavırla tekbirler getirerek kaçtılar…

Dünyada kalanların telaşesine ve içinde bulundukları kaosa inat,Metin Allah’ın yalnızca şehidlere nasib ettiği bir iç huzur ile,özlemini çektiği şehadete kavuşuyor ve Rabbinin cennetlerine kanatlanıyordu…Tarih bir kez daha,Tevhid Mücadelesinin sancaktarlığını yapan yiğit bir gencin verdiği söze sadık kalışını kaydediyor ve O’nun mücadelesini kendinden sonra gelenlere emanet ediyordu…

Metin Cennete’e kanatlandı…İyi insanların onurlu ölümlerle Rablerine kavuşmalarının gerekliliğini hatırlatarak gitti…Açıkta kalan gözleri ile tamamlanmış,zafere ulaşmamış bir kavgayı bize emanet ederek gitti…Şehadetin ucuz olmadığını,Şehid olabilmek için ancak bir şehid gibi yaşamanın şart olduğunu öğreterek gitti…Gidişiyle de bir ders verdi bize…Ve kanı, filizlenmek için kanını bekleyen bir neslin toprağını bereketlendirdi…

O bizim öğretmenizdi…Karlı ve soğuk bir Şubat Günü,Fatih Camiinin avlusuna dökülen kanlarıyla bize son dersini verdi…Ve gitti…

27 sene geçti Metin Yüksel’in bir cemre gibi toprağa düşmesinin üzerinden…Ve bugün,yüzlerce Metin,tevhid sancağını dalgalandırmak için canlarını vermeye hazır olduklarını haykırmaktadırlar…Karanlığın dünyanın dört bir yanına yayıldığı 21.Asırda insanları Tevhid Medeniyetinin aydınlığında davet etmek için,Metin’in açtığı yolda kararlı adımlarla yürüyen binler vardır şimdi meydanlarda…Ve Ahzab 23’ün taptaze tefsiri ile bir kez daha sarsılır dünya…

“Mü’minlerden öyle erler vardır ki,Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar ve şehid oldular…Kimileri de şehitlik beklemektedir…Onlar hiç bir surette sözlerini değiştirmemiştirler.”(Ahzab 23)

Selam ve dua ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.