Çeçenistan’da Kadirov’un Yalanları ve Cihad Gerçeği

Çeçenistan’da II.İşgalin başından bu yana devam eden İslami istiklal mücadelesinin karşısında, askeri olarak iyice batağın içerisine saplanan Rusya, artık propaganda savaşına eski dönemlere nazaran daha ciddi bir şekilde eğilmeye başladı. Öyle ki İşgalci Rusya, yüzyıllardır sürekli baskı altında tuttuğu Kafkasya’da artık askeri işgal ve siyasi metodlarla, Müslüman Kafkas Halklarının bağımsızlık savaşını yok edemeyeceğini iyiden iyiye anlamış gözükmektedir. Bu duruma paralel olarak, İşgalci Ruslarca atanan kukla hükümet başkanı Kadirov, Uluslararası topluma İşgal altındaki Çeçenistan’ın meşru devlet başkanıymış gibi sunulmakta ve F.S.B.(Rus Gizli Servisi), bu amaca matuf olarak Çeçen Cihadına destek olan Müslüman halklara Kadirov diliyle planlı bir dezenformasyon uygulattırmaktadır. Bu dezenformasyon çabalarının önemli bir kısmını da, belli aralıklarla İşbirlikçi Kadirov tarafından tekrarlanan “Çeçenistan’da savaş bitti.” klişesi oluşturuyor. Son dönemde, Türkiye’de bazı dergi ve yazarların yıllardır İşgalciler ve İşbirlikçileri tarafından her fırsatta dillendirilen bu sesi dikkate alarak bunu Türkiye halkına doğru bilgi olarak yansıtmaları oldukça dikkat çekici. Hassaten, Rusya’nın Kafkasya politikasına uygun yazılar kaleme alan bir takım köşe yazarları, Çeçenistan meselesinin özünü kavrayamamalarına bağlı olarak, mücahidlerce infaz edilen Ahmet Kadirov’u “Mücahid Lideri” olarak tanıtmaya kalkışmışlar ve bununla da kalmayıp, direnişçilerin silah bıraktıklarını, İşbirlikçi Kadirov’a teslim oldukları ve mücahidler arasında iç çatışmaların yaşanmakta olduğu gibi gerçeklerle taban tabana zıt bir takım iddialar ortaya attılar.

Oysa Çeçenistan’ın bugünkünü durumunu doğru tahlil edebilmenin yolu, Çeçenistan’da yaşananları doğru teşhis etmekle mümkündür. Bugün, Çeçenistan’da yaşananları akl-ı selim ve İslami bir vicdanla değerlendirenler ise, Rus İşgal güçlerinin, satın alınmış İşbirlikçilerle el ele vermiş bir halde, mazlum Çeçen halkının bütün haklarını gasp ve ihlal ettiği gerçeğiyle yüzleşeceklerdir. Hatta bu yüzleşme öylesi bir noktaya gelecektir ki, İşgalcilerin, Mücahidlerden aldıkları ağır darbeler sebebiyle yerli halktan bazı kimselerle anlaşma yoluna gittiği ve bugün bir kısım medya organlarınca “Eski Mücahid” olarak lanse edilen kökten işbirlikçilerin de bu sebepten satın alındığı gibi hususlar da tek tek gün yüzüne çıkacaktır.

Esasen, Çeçenistan merkezli yürütülen Kafkasya özgürlük mücadelesini, klasik metodlarla bitiremeyeceğini anlayan Rusya’nın, 11 Eylül sonrası konjonktüre uygun bir plan tasarlayarak, işbaşına getirdiği Ahmed Kadirov’u kullanarak “Normale Dönen Bir Ülke” portresi çizmeye çalışmıştı. Buna karşın Mücahidlerin, halkına ihanet eden Ahmed Kadirov’u infaz ederek, bu plana Uluslararası bir dinamit koymaları neticesinde, Ruslar da mücadele alanlarını genişleterek, İşbirlikçi Alhanov ve Kadirovlara ciddi miktarlarda mali destek vermeye başlamıştı. İşbirlikçi Hükümet ise, kendisine verilen mali desteğin bir kısmını, ülke içinde bağımsızlık yanlısı Çeçen halkını sindirip korkutmak için yaptığı zulüm ve işkencelerin finansmanı olarak kullanırken, diğer bir kısmını da Çeçenistan’ın biten savaş sonrasında imar edildiği izlenimi oluşturmak için şehirlere görkemli binalar dikmeye ayırmıştır. İçeride muhalif sesleri susturmak ve dünyaya da düzelen bir ülke imajı veren bu proje bütün çabalara rağmen, Mücahidlerin sarsıcı operasyonları sebebiyle istenilen etkiyi oluşturamadı.

Söz konusu propaganda merkezli psikolojik harekatın ana amacını oluşturan, İslam Dünyasında Çeçenistan bağımsızlık mücadelesine yönelik teveccühün azaltılması noktasında ciddi bir ilerleme sağlayamayan Rusya, bu hedefe varabilmenin ancak Uluslararası İslami hareketin medya organlarını kullanmakla mümkün olacağını anlamış olmalı ki, Türkiye başta olmak üzere birçok İslam ülkesinde Çeçen meselesini yanlış bir algıyla ortaya koyan yayınlar almış başını gitmektedir. Bu durum ise, esasen kendiliğinden gelinen bir durum değil, planlı bir şekilde yürütülen psikolojik harekatın yansımalarından ibaret bir medya-enformasyon yanılsamasıdır.

İşbirlikçi Devlet Başkanı Ramzan Kadirov’un ve Ailesinin Medyaya Yansıtılmayan Gerçek Yüzü

Rus medyası başta olmak üzere, neredeyse bütün dünya medyasınca ülkesini seven ve şirin bir kişi olarak tanıtılan Ramzan Kadirov, aslında amaçlarına ulaşmak her türlü yolu kullanabilen bir cani kişiliği ve işkenceci sapık ruhlu şizofren karakteri ile Çeçenler arasında iyi bilinen bir isim.Evinin altında bulunan işkence odasını fark eden ve orada işkence gören mücahidlere acıdığı için kendi karısını kurşunlayan Ramzan Kadirov’un ailesinin geleneğine bakıldığında ise bu durum garipsenecek bir durum değil. Zira, Şehid Cevher Dudayev zamanında başlatılan I.İstiklal Mücadelesinde dahi, Çeçen halkının çıkarlarına açıkça yandaş olmayan Kadirov ailesi, Mücahidlerle karşı karşı gelmesi neticesinde, dönemin komutanlarından Şehid Şamil Basayev tarafından defaatle uyarılmış ve bu sebeple bir süre doğal bir tecrit dönemi yaşamıştır. Öte yandan Ahmed Kadirov, müftü olarak atandığı dönemde de Rus ajanı olmakla itham edilmiş ve bu ithamlar sebebiyle görevinden alınmıştır. Çeçenistan’ın maruz kaldığı II. işgalden sonra, Kadirov ailesinin Rusya hesabına çalıştığı ortaya çıkmış ve Ahmed Kadirov, Caharkale’yi işgal eden Ruslarca işbirlikçi hükümetin başına getirilmiştir. Ahmed Kadirov, , işte bu dönemde sözde Çeçenistan Devlet Başkanı kimliğiyle, dünyaya, yeniden inşa edilen Çeçenya’nın sembolü olarak tanıttığı stadyumda tertip edilen bir kutlama merasiminde, mücahidlerce infaz edilmek suretiyle öldürüldü.

Ahmed Kadirov’un öldürülmesi ve bunun olağanüstü bir operasyonla yapılabilmesi, Kadirov ailesinin Çeçenistan’daki etki gücünü ciddi mahiyette tartışmalı hale getirdi. Lakin Rusya, bu aileyi ve son zamanlarda özellikle Ahmet Kadirov’un oğlu, Ramzan Kadirov’u ne pahasına olursa olsun destekleme kararı aldı. Geçtiğimiz senelerde Çeçenistan’ın Rus yanlısı kukla hükümetinin başkanı Ali Alkhanov’u görevinden alan Putin, yerine Ramzan Kadirov’u atadı. Yemin töreninde Rusya’ya sadakat yemini eden Kadirov, “Güçlü ve istikrarlı bir Rusya olmadan iyi olmamızın imkansız olduğunun tamamen farkındayız. Devlet içinde bir devlet oluşturma çabasında değiliz” derken, aslında Rusya’nın onu seçmekte ne kadar haklı olduğunu dünya kamuoyuna bir kez daha göstermiş oldu.

Sistematik işkencenin Çeçenistan’daki uygulayacısı oğul Ramzan Kadirov’un, özellikle son süreçte ortaya çıkan işkence görüntüleri, cani ve psikopat bir şahsın neler yapabileceğini oldukça açık bir şekilde gözler önüne sererken, Çeçenistan’daki Kadirov ailesi gerçeğini ortaya çıkarmış ve Çeçen halkının geleceği ile ilgili insanın kanını donduran bir takım ihtimallerin akla gelmesine sebep olmuştur.

Aynı şekilde Ramzan Kadirov, 14 Kasım 2006 da Rus generallerle Khankale’de yapılan toplantıda, “Bazı güvenlik görevlileri yasadışı silahlı grupların faaliyetlerinde bir artış olduğunu söylüyorlar ama ben buna katılmıyorum. İsyancıların faaliyetlerinde bir artış yok. Birkaç eşkıya bir baskın yaptı ve bir araca saldırdı. Bu faaliyetlerinin arttığı anlamına gelmez” demişti.

Bu sözleri doğrulamak için çabalayan Kadirov Başkent Caharkale’de defileler düzenlemiş ve“Yılbaşı “ kutlamaları organize etmişti. Öyle ki bu programlara kendisi de, Çeçen Halkının karşısına “Noel Baba” kıyafetiyle çıkarak, sözde şirin bir kişiliği yansıtma çabasına girişmiştir..

Kadirov’un Çeçenisatan’ın geleceği ile ilgili, Müslümanları endişeye gark eden icraatlarından bir diğeri ise Soçi kentinde düzenlenen, “Evli Kadınlar Güzellik Yarışması” adlı sapık organizasyonun yarışmacılarını Çeçenistan’a davet etmek oldu. Bununla da kalmayan Kadirov sapık kişiliğini ortaya koyarak evli ve 4 çocuk annesi olan bir yarışmacıya evlenme teklifi yaptı.

Bütün bu tiyatronun ana amacı ise, daha evvel de belirttiğim gibi Çeçenistan’da savaş sonrası dönemin artık başladığını dünyaya gösterebilmek ve yeni Çeçenistan’da halkın liderliğini üstlenen şirin bir devlet başkanı portresini zihinlere yerleştirebilmek.

Pekiyi Çeçenistan’da durum yukarıda Kadirov tarafından gösterildiği gibi mi?

Çeçenistan’da Direnişin Durumu ve Direniş Karşısında İşgal Güçleri

Önce Çeçenistan’daki işgal güçlerinin durumuna kendi medyalarından bakalım.

2006 Aralık ayında Kuzey Kafkasya askeri bölgesinin komutanı General Alexander Baranov 2007’de bölgeye 10 bin paralı asker daha ilave edileceğini duyurdu.

Rusya Savunma bakanlığının resmi gazetesi Krasnaya Zvezda’da Aralık ayında çıkan bir haberde şu sözlere yer verildi; “Çeçenya’daki anti-terör operasyonu İçişleri birlikleri için hala bir önceliktir. İçişleri Bakanlığı Çeçenya’daki 46. tugayının asker sayısının 15 bine çıkarıldığını bunun yanı sıra Gudermes ve Urus-Martan yerleşim yerlerine özel görev alaylarının gönderildiğini ekledi.”

“İçişleri Bakanlığı’na bağlı birliklerin komutanı General Nikolay Rogozkin Şubat ayında yaptığı açıklamada Çeçen direnişçilerin sayısının 800 olduğu tahminlerine yer verdi.”

Örneklere devam edelim. FSB nin kontrolünde yayın yapan Utro.ru adlı internet sitesinde yayınlanan ve üst düzey istihbarat elemanlarına dayandırılan   bir haberde Rus ordusunun ve istihbaratının Çeçenistan’ da ağır kayıplar verdiği açıklandı.

Ayrıca geçtiğimiz Mart ve Nisan aylarında iki ayrı açıklama yapan Rus askeri yetkilileri çelişkili ifadeler kullandılar. İlk açıklamada direnişçi sayısı 400 olarak verilirken, Şubat ayında 800 olarak kamuoyuna duyuruldu. Nisan ayında saldırıların artması ile General Nikolay Rogozkin, sayının 1000 olduğunu ve 46 ayrı gurup halinde savaştıklarını açıkladı.

En son yapılan açıklama ise şöyle;

“14 Nisan 2007 tarihinde Moskova’da bakanlar kuruluna bilgi veren Raşid Nurgaliyev, 33 ve 34’üncü motorize tugayına bağlı özel birliklerin Çeçenistan,Dağıstan, Kuzey Osetya, Kabardey-Balkar ve İnguşetya cumhuriyetlerinde konuşlandığını söyledi. Toplam 6 bin 487 askerin dağlık bölgelerdeki zor koşullarda operasyon için eğitildiğini ve birliklerin her türlü modern teçhizatla donatıldığını anlatan İçişleri Bakanı, ‘Kuzey Kafkasya’da dağ tugayları olarak görevlerin üstesinden gelmeye hazırız.’ dedi. Nurgaliyev, ayrıca 334 kişilik bir birliğin çok yüksek bölgelerdeki özel operasyonlar için eğitildiğini belirtti.”

Yukarıda verdiğimiz örnekler Rusya Devletinin resmi ağızlarından yapılan açıklamalardı. Sadece bu itiraflar bile Kadirov’un ve Rusya’nın bütün göz boyama faaliyetlerini bir anda ortadan kaldırmaya yeter. Ancak biz bir de Çeçenistan’ın özgürlüğü için savaşan mücahidlerin faaliyetlerine bakalım.

Rusya’nın ve kukla yönetimin tüm baskılarına karşı silahlı direnişe devam eden mücahidler geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanı Dokko Umarov’un emri ile taktiksel değişikliğe gittiler.

Taktik değişikliği nedeniyle mücahidler 45 bölgede küçük guruplar halinde kış aylarında da operasyonlarına devam etti. Kafkasya İslam Şurası olarak isim değişikliğine giden Çeçen Mücahidler, savaşı Dağıstan, İnguşetya, Osetya, Kabaltar Balkar, Karaçay Çerkez ve Rusya’nın iç bölgelerine yayma kararı aldılar. Bu kararı hemen uygulamaya koyarak Çeçenistan’ ın ve Kafkasya’nın her yerinde Ruslara ağır darbeler vurdular.

Rusya ve kukla hükümetin açıklamalarına göre çok az direnişçi kaldığı öne sürülse de, Kafkasya İslam Şurası yaptığı açıklamada mücahidlerin sayısının 7000’i aştığını ve bir kısmının eğitimlerinin devam ettiğini bildirdi.

Kafkasya İslam Şura Meclisinin gerçekleştirdiği faaliyetlere kısaca göz atalım.

Askeri faaliyetler

1 Ocak itibari ile yapılan saldırılarda bin yüz’ü aşkın Rus askeri öldürülürken, binlerce asker ise yaralandı.

Mücahidler ağır hava şartlarına rağmen bu kış mevsiminde de saldırılarına devam ettiler. Küçük guruplar halinde Çeçenistan’ın tamamına ve Kafkasya’nın birçok bölgesine yayıldılar. Rus askerlerine vur-kaç taktiği ile saldıran mücahidler, bu saldırılarda kayıplarını en aza indirirken Rus kayıplarını ise maksimuma çıkarmanın yanı sıra, her yerde operasyon yapma ihtimali ile psikolojik olarak da Ruslara ağır darbe vurmayı başardılar.

Şamil Basayev, Aslan Mashadov, Abdulhalim Sadullayev, Hattab, Ebu Hafs, Ebu Velid, Ebu Ömer, İsa, Musa, Hayrullah gibi bir çok önemli komutanını Şehid veren Çeçen Mücahidler, Rusya’nın bu önemli isimlerin şehid olmasından ötürü duyduğu sevinci adeta kursaklarında bıraktı.

Cihada yeni katılan gençlerin eğitilmesine ağırlık veren Mücahidler sadece 1 sene içerisinde’2000 den fazla genci eğiterek cihada kazandırdılar. Bu gençlerden 17- 20 yaşlarında olan 12 tanesi ise bölge komutanı olarak atandı.

İlmi Faaliyetler

Çeçen mücahidlerin faaliyetleri sadece silahlı mücadele ile de sınırlı değil. Çeçen Halkının yüzyıllardır süren Rus tahakkümü altında kendi değerlerinden ve İslam’dan uzaklaşmaya başlaması neticesinde ortaya çıkan zafiyetleri ortadan kaldırmaya çalışan Mücahidler, ilmi faliyetlere ağırlık verdiler. Özellikle Şeyh Fethi ile başlayan ,Hattab, Şeyh Ebu Ömer ve Abdulhalim Sadullayev’le ivme kazanan ilmi faaliyetler Kafkasya Cihadının büyümesinde büyük pay sahibidir. Neredeyse her evde ilim halkaları şeklinde faaliyet gösteren mücahidler, bu şekilde birçok Çeçen genci eğittiler. Ayrıca fıkıh kitapları, ilmihal ve Kuran-ı Kerim Meal’i basıp dağıtan mücahidler bu şekilde Kafkas halkının tekrar İslam ile olan bağlarını kuvvetlendirmeyi başarmıştır. Gençlerin eğitimine özen gösteren mücahidler, Kafkasya’nın değişik bölgelerinde ve Çeçenistan’da kurdukları ilmi eğitim halkalarıyla, medreselerle Cihadın genişlemesine ve güç kazanmasına dolaylı olarak destek olmuşlardır.

Sosyal Faaliyetler

Askeri ve ilmi faaliyetlerin yanı sıra önemli bir çalışmada sosyal faaliyetlerdir. Bir cihadın yürümesi için en önemli olgunun halk desteği olduğunu bilen mücahidler halka yönelik çalışmaları bir hayli önemsemektedir. Yıllardır süren savaşın yükünün ağırlığı nedeniyle acılarla ve imkânsızlıklarla karşı karşıya kalan Çeçen halkına ekonomik ve psikolojik destek vermeyi en az silahlı mücadele kadar önemseyen Çeçen mücahidler, tabiri caiz ise kendi ekmeğini halkla paylaşmaktadır.

Ramazan ve Kurban organizasyonlarında halka kumanya ve et dağıtan mücahidler, bu şekilde Rusya’nın zulmü altında inleyen Çeçen halkının yaralarını az da olsa sarmaya gayret ediyorlar. Ramazan ayında ve Kurban bayramında Çeçenistan’ın her bölgesinde yardım çalışmaları yürüten mücahidler, geçtiğimiz Ramazan ayının başlarında öncelikli olarak kimsesiz çocuklar ve dul aileler olmak üzere erzak çalışmaları yaparak ümmetin unuttuğu kardeşlerine bir nebze de olsa destek oldular.

Kurban bayramı vesilesi ile dünyanın dört bir tarafından gönderilen kurbanları bizzat kesen ve seneden seneye et ile haşır neşir olan ailelere ulaştıran mücahidler, halkın bayramı yaşamasına vesile olmaya çalıştılar.

Bütün bunların yanı sıra hastalarla ilgilenen mücahidler, kimin Çeçen halkına dost olduğunu hem kendi halkına, hem de tüm dünyaya göstermişlerdir.

Rusya’nın sözde “Hükümet”i kendi halkına acı, işkence, gözyaşı ve ölümden başka bir şey getirmezken Çeçenistan’ın gerçek sahipleri Çeçen halkının Özgürlük, refah ve uhrevi umudu olmaya devam etmektedir.

Kadirov Yalanlarından Birkaçı ve Sebepleri

Kafkasya İslam Şura’sının yaptığı çalışmalar bir devlet bilinci ile sürerken, Rus kuklası Kadirov’un yaptıkları şarlatanlıktan öteye gidemiyor.

Kadirov “Çeçenistanda savaş bitti, üç beş ‘vahabi’ marjinal teröristler bazı baskınlar düzenliyor” dese de görünen o ki gerçekte durum bu değil.

Kadirovun söylediği gibi Çeçenistan’da savaş bittiyse neden 10 bin paralı asker bölgelere takviye gönderiliyor? Madem savaş yok neden Urus-Martan’a özel görev alayları sevk ediliyor? Madem savaş bitti, ölen Rus askerleri hangi sebeple ölüyor?

Savaş bittiyse neden hala Çeçen halkına Rusların bile yapmadığı işkenceler, baskılar yapılıyor? Rusya, Kadirov’dan direnişi bitirmek için halka daha çok baskı yapmasını ve mücahidlere yardım eden kişilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istemesinin neticesinde küçücük çocuklar bile acımasızca katlediliyor. Bir mücahidi tanımak, komşu olmak bile öldürülmeniz, işkence görmeniz için geçerli bir neden haline geliyor Çeçenistan’da.

Öyleki İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) 2006 Aralık ayında, Rus yanlısı Çeçen “Başkan” Ramzan Kadırov’a bağlı güçlerin Çeçenya’da gizli merkezler kurup sistematik işkence yaptığını rapor etti.

İşkencenin resmi tutukevlerinde de sürdüğünü belirten örgüt, hazırladığı 16 sayfalık raporda, 115 işkence vakasının delilleriyle birlikte tespit edildiğini belirtti. BM İşkence ile Mücadele Komitesi’ne gönderilen raporda, “İşkence hem gizli hem resmi merkezlerde sistematik olarak uygulanıyor” denildi.

Kadirov’un direniş bitti masalına en açık cevap ise kendi müftüsünün 25 Haziran 2007 tarihinde yaptığı açıklamadır. Münafık yönetimin münafık müftüsü Sultan Mirzayev kukla hükümetin birimlerine bağlı 50 kişinin mücahidlere katılmasının ardından çılgına dönmüş ve dünya kamuoyuna bir açıklama yapmıştı. Yaptığı açıklamada “Bundan sonra af olmayacak, bu kişiler ya öldürülecek, ya da hayatları boyunca hapiste kalacaklar.” diyerek mücahidleri sözüm ona kafir ilan etmişti.

Sonuç

Kadirov’un yapmış olduğu bütün faaliyetler dünya kamuoyunun gözünü boyamaya yönelik tiyatro oyunlarıdır. Rusya’nın imkânlarından yararlanmak ve Çeçenistan’ın zenginliklerini sömürmek isteyen küçük bir azınlık bu oyunun figüranları, hain Kadirov ise şarlatanlıkları ve katliamları ile başrol oyuncusudur. Bu küçük azınlığı Rusya’nın kendisine sağladığı imkânlarla besleyen Kadirov, Çeçenistan’ın her yerine Putin’in ve kendisinin resimlerini koyarak kendi krallığını ilan etmeye çalışıyor. Bütün bunlara karşın, mazlum Çeçen Halkı ise mücahidlerin yardımları ile ayakta kalmaya çalışıyor.

Kadirov, Çeçenistan’da durumun söylediği gibi iyiye gittiğine kendisi inanıyorsa, bir an evvel etrafında olağanüstü koruma güçleri kaldırmalı , kale gibi korunan bir evde yaşamayı bırakmalı ve kendi yandaşlarıyla değil Çeçen halkının tamamıyla kucaklaşmalıdır. Ancak, Kadirov’un kendi yalanlarına kendisinin dahi inanamadığı görünen bir gerçektir.

Halkından bu kadar uzak , ahlaki ve insani değerlerden yoksun, psikolojik sorunları olan bir caniyi destekleyen şer güçleri elbette yenilmeye mahkumdur.

Dünya Müslümanları ve Çeçen halkı hain Kadirov’un rahmetli Abdulhalim Sadulleyev’in cesedine yaptığı alçakça muameleyi unutmadı. Onurlu Çeçen Halkının sabrının bir sınırı vardır. Bu sabır elbet bir gün son bulacaktır. O zaman Kadirov’u kendi etrafına ördüğü kalın duvarlar ve kaleler fayda vermeyecek, mazlum bir halk gasp edilen haklarının ve özgürlüklerinin, çiğnenen namuslarının hesabını hem işbirlikçi piyonlardan hem de işgalcilerden soracaktır.

“Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde de olsanız, ölüm sizi bulacaktır…”Nisa 78

Dua ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.