Karikatür Rezaleti Üzerine…

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Bütün dünyada İslam dinine karşı başlatılan küresel savaş yepyeni boyutlar kazanmaktadır.İslam topraklarını birer birer işgal eden kafir güçler,bu topraklardaki müslümanalara yapmadıkları işkenceyi bırakmadılar.Yüzbinlerce müslümanı kadın çocuk demeden katleden islam düşmanı zihniyet, şimdide müslümanların en kutsal değerlerinden  olan Muhammed aleyhisselatu vesselama karşı çirkin hakaretlerde bulunuyorlar.Danimarkada yayınlanan hakaret içeren karikatürler bütün müslümanların tepkisini çekti.Bütün tepkilere rağmen müslümanlarla dalga geçercesine Danimarka’dan sonra  bir çok avrupa ülkesinde ve ABD de yayınlanan bu karikatürleri nasıl oluyorda böylesi bir pervasızlıkla yayınlanabildi.

Burda soruları kendimize yöneltmemiz gerekiyor.Öncesinde kendimize örnek aldığımız sahabelerin, Rasulullaha ve Allaha yapılan saldırılara karşı nasıl cevap verdiğini hatırlayalım.Mesela Ebu Cehili öldüren Muaz Bin Amr ve Muaz Bin Afra’yı… Ebu Cehil Allahın rasulüne ve müslümanlara olmadık işgenceler yapmıştı.Rasulullaha karşı ise tarifsiz bir kin besliyordu.Peki sahabeler ne yaptılar.Hepsi bu hakaretler karşısında Ebu Cehile cezasını vermek için birbirleriyle yarıştılar.Ama bu şerefin Muaz Bin Amr ve Muaz Bin Afra adında daha çocuk yaştaki iki sahabeye nasib olması ne kadarda manidar değilmi?

Diğer bir olay ise Mekke’nin fethinden hemen sonra gerçekleşti. Allah ve Resulü hakkında şiir ve şarkı sözlerini kullanarak hakaretler savuran şarkıcı Sare, Abdullah Bin Hatal,haris bin Tulatıla,Mıkyas Bin Sulabe ve İbni Hatal’ ın şarkıcı kadınlarından birisi hemen öldürüldü. Rasulullah İslam ümmeti için en kutsal değerlerden birisidir.Ve ona karşı yapılan bir saldırı veya hakaret özür kabul edilmeyen bir eylemdir.

Sahabeden Muaz Bin Amr ve Muaz Bin Afra bile çocuk yaşta olmalarına rağmen, Allahın rasulune yapılan hakeretlere ve müslümanlara yapılan işgencelere karşı sessiz kalmazken, günümüzde yaşayan yaşları epeyce ilerlemiş,karınlarına kadar sakal bırakıp çok sevdikleri rasullullaha benzemeye çalışan,binlerce kitap okumuş,yüzlerce kitap yazmış,peşinde onbinlerce seveni olan cemaat liderleri,alimler ne yapmaktadırlar? Yeri geldiğinde ”Gül Muhammed sana canımız feda” sözleriyle göz yaşı döken, Rasulullaha şiirler, ilahiler yazanlar acaba bu gün neredeler?

İslam coğrafyasında kadınları işgalci kafirler tarafından tecavüze uğramış,çocukları kundakta iken öldürülmüş,yıllardır olmadık işgenclerle sıkıntılarla başbaşa olan müslümanlar, işgalcilere karşı herhangi bir eylem gerçekleştiridiklerinde oldukları yerden fırlayıp mücahidlere hakaretler yağdıran,onlara karşı ” Dünyada en nefret ettiğim kişiler” tabirini kullanan Hoca Efendiler Acaba nerelerdeler? Neden çıkıpta Allahın Rasulüne hakaret edenlerden nefret ettiklerini söylemiyorlar.Sadece bu necis varlıkları kınadıklarını bile söyleseler bizlerde gözyaşlarında samimi olduklarını düşünebileceğiz.

Bu olayla birlikte dinler arası diyalog toplantıları yapanların omuz omuza oldukları kişilerin düşüncelerini artık anlamalarını umuyoruz.Amerikanın 11 Eylül hezimetinden sonra ortaya koyduğu İslamı ortadan kaldırma-etkisizleştirme politikasının bir ürünü olan dinler arası diyalog ve ılımlı islam çabaları, Türkiye’deki müslümanlar üzerinde etkisini göstermeye başlamış durumda.Bu tesbiti dünya müslümanlarına karşı yürütülen katliamlara ve  Rasulullaha yapılan çirkin hakaretler karşısında Türkiye müslümanlarının tepkisizliğinden yola çıkarak ortaya koymaktayız.

Dinler arası diyalog ve ılımlı islam projeleri islam ümmetine kurulmuş bir tuzak olduğunu artık görmeliyiz.Çok kısa süre önce gördükki her platformda demokrasi çığırkanlığı yapan batı zihniyeti, Filistin’de halkın islami bir oluşum olan  HAMAS ı iktidara getirmesi karşısında her neden ise demokasiyi bir anda unutup halkın iradesine karşı saldırıya geçmiş ve Filistin halkını ambargolarla tehdit etmeye başlamıştı.Bügün İslam dünyası biliyorki demokrasi,insan hakları,özgürlük kavramları islama ve müslümanlara saldırmak için kullanılan birer araç haline getirilmiştir.

Peki İslam ümmetine karşı yürütülen bu saldırılara daha nekadar sessiz kalacağız.Kafirlerin müslümanlar üzerinde uygulamadıkları hangi vahşilik, hakarete uğramadık hangi değerimiz kaldı.En kutsal değerimiz olan peygamber efendimize yapılan bu hakaretlere karşı sadece gözyaşı dökmeklemi yetineceğiz.Bu sapıtmış ve azgınlaşmış guruha karşı tepkimizi İslama uygun bir şekilde koymamız gerekmektedir.İslam dışı sistemlerin belirledikleri zeminlerde koyulan tepkiler herzaman için etkisiz olmaya mahkumdur.

İslam ümmeti olarak İslam düşmanlarına karşı tek vucut olmalıyız.Rasulullah ve sahabenin birbirlerine olan bağlılığını günümüzdede yakalayabilirsek islam düşmanı zalim güçler islam topraklarını işgal edemeyeceği gibi,İslami değerlerimizede dil uzatamayacaklardır. Saldırgan guruha karşı en güzel cevap Allahın ipine sımsıkı sarılıp,Rasulullahın bize bıraktığı emanetlere sahip çıkmak olacaktır.

dua ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.