Küfre, İşgale, Tağuta “LA” Diyebilenler Kardeştir!

Filistin’de Hamas’ın iktidara gelmesi ile baş gösteren olayları hepimiz yakından takip ediyoruz. Ajanslara yansıyan Hamas-El Fetih gerginliği sürekli olarak “Filistin’de kardeş kavgası” olarak kamuoyuna lanse ediliyor.Hamas’ın yıllardır Filistin topraklarında verdiği destansı mücadele ve zaferler neticesinde halkın teveccühünü kazanarak tek başına iktidara gelmesi İslam dünyasında sevince, Batı dünyasında derin sarsıntılara neden oldu. Demokrasiden dem vuran Batı zihniyeti, Filistin halkının İslam’a olan teveccühünü görünce adeta çılgına döndü. Kimileri teröristlerin(!) dünya arenasında söz sahibi olmasını istemezken, kimileri Hamas’ın asimile olacağından bahsetti. Kimileri ise Hamas’ı silahsızlandırma yönünde dünya müstekbirleri ile iş birliği halinde oldu(!). Hepimiz kardeşlerimizin ayaklarının kaymaması için dua ettik. Filistin halkı ve dünya Müslümanlarının yüz akı olan böylesi örnek bir harekete dünyadaki evrensel İslami hareketin çok ihtiyacı vardı.

Elhamdulillah… Hamas, iktidarı boyunca duruşunu hiç bozmadı. Emperyalistlerin ve işbirlikçi uşaklarının bütün baskılarına rağmen dünya Müslümanları Hamas’ ı bağrına bastı. Herkes ekmeğini bölüp Filistinli kardeşlerine de ikram etti. Bu iman kardeşliğinin bir gereğiydi.

Dünya Müslümanları bunu yaparken her yerde olduğu gibi Filistin topraklarında yaşayan bir takım güruhlar, sözde Filistin topraklarının işgalden kurtarılması ve Filistin halkının özgürlüğünü savunuyormuş gibi görünsede, işgalcilerin bir piyonu haline gelmişti. Bu hain güruh, kurulduğu ilk yıllardan beri Filistin halkının haklarını sömürmeyi kendisine görev bilmişti.

Bir vesile ile görüşme imkânı bulduğumuz Hamas’a mensub Belediye başkanlarının anlattıkları karşısında dehşete düşmüştüm. Hamas’ın hem yerel hem de genel seçimlerde başarı elde edip iktidara gelmesinin ardından, devlet kurumlarında birçok yolsuzluğu tespit ettiğini bildiren Nablus Belediye başkanı, bu yolsuzluklara son verildiğini aktarmıştı. Belediyede en alttaki işçinin bile kendisine makam otosu tahsis ettiğini ve bir kişinin yapacağı işe 10 kişinin atandığını belirtmiş, bu olayın ortaya çıkmasının ardından araçlara el konulduğu ve gereksiz personelin işten çıkarıldığını söylemiş, bütün bu kişilerinde El Fetih yandaşları ve onların akrabaları olduğunu aktarmıştı konuşmasında.

Uluslararası yardım kuruluşlarından Filistin halkına dağıtılmak üzere gelen maddi yardımların El Fetih yandaşları ve liderleri arasında bölüştürüldüğü yine Hamas’ın tespit ettiği gerçeklerden bazıları. Yaser Arafat başta olmak üzere, El Fetih yöneticilerinin bu zenginliğinin nereden geldiği bu gerçeklerin bilinmesi ile daha da netleşmiştir.

Meteryalist zihniyete sahip olan ve yeryüzünde Allah’ın varlığını kabul etmeyen, batıl ideolojilerin esiri olmuş zihinlerin yeryüzüne hakim kılmak istedikleri düzenin maddeci ve insanın nefsini merkeze alan bir düzen olacağı gün gibi ortadadır.

Hamas’ın iktidara geldiği ilk günden itibaren, kendi menfaatlerinin kesilmesi sonucunda, organize şekilde Hamas’ı, dolayısıyla Filistin hükümetini etkisiz kılmak ve zarar vermek adına eylemlere girişen El Fetih militanları, okulları basıp öğretmen ve öğrencileri derslerden zorla çıkarmış, birçok bakanlık binasını basmış, ateşe vermiş ve Hamas’a bağlı dört mücahidi şehid etmişlerdi.

Hamas ise bütün bu saldırılar karşısında ulusal birlik mesajları ve “kendi halkımıza silah doğrultmayacağız “ açıklamalarıyla karşılık vermişti.

Geçtiğimiz hafta Filistin Başbakanı İsmail Heniye’ye düzenlenen hain saldırının El Fetih militanları tarafından düzenlendiği aşikâr. Bu saldırıda 19 yaşında Abdurrahman Yusuf isimli bir kardeşimiz kendisini feda etmese, Filistin Başbakanı İsmail Heniye belki de şuan şehidler kervanına katılmış olacaktı. Bir hafta içerisinde Ahmed Ebu-l Hayr, Muhammed Fayik Avde gibi Hamas’a bağlı İzzettin El Kassam Tugayları komutanlarını şehid etmelerinin yanı sıra, onlarca Hamas mensubunu da hunharca katlettiler. Ayrıca Filistin Dışişleri bakanı  Mahmut Zahar’ın konvoyu makineli silahlarla tarandı.

Kendi başbakanına ve kendi halkına silah çeken bir güruhun bunu yaparken düşüncesi ne olabilir diye soruyor insan kendi kendine.

Bizler kaynaklarını vahiyden alan Müslümanlar olarak şunu çok iyi biliyoruz ki kafirlerin hepsi birbirlerinin dostudurlar.

Filistin’de söz edilen “kardeş kavgası” tabirini bu nedenle uzak görüyorum. Çünkü Yüce Rabbimiz “Müminler ancak kardeştirler” buyurmuştur. El Fetih, Filistin’in “laik” ve “seküler” bir yönetim ile idare edilmesi için çaba sarf ederken, Hamas  Filistin’in “Kudüs başkentli bir İslam Devleti olduğunu” savunup, mensuplarının bütün işlerinde İslami kuralları dikkate almasını bir şart olarak ortaya koymaktadır.

Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki Tevhid akidesi Allah’ın varlığı, birliği ve otoritesi üzerine kuruludur. Bunu kabul etmeyenler kendisine beşer ideolojileri, mevcut “tağuti” sistemleri ve kendi çıkarlarını “ilah” edinmiş demektir.

Bizim kardeşliğimizin sınırlarını İslam’ın tevhid akidesi belirler. Bunun en büyük delili ise Hz. Nuh ile oğlu arasında vuku bulan olaydır. Allah tealanın Kur’an-ı Kerim’de  bize bildirdiği vakayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

”Nuh Rabbine dua edip dedi ki:”Ey Rabbim! Şüphesiz oğlumda ailemdendir. Senin vadin ise elbette haktır.Sen hakimlerin hakimisin.”

”Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.” Hud 45-46

”Eğer küfrü tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” Tevbe 23

Yüce Rabbimizinde belirttiği gibi bizim bağlarımız kan bağı değil İslam’ın bize emrettiği iman-tevhid bağlarıyladır. Allahın varlığını ve birliğini kabul eden, kalbinde ve yaşadığı dünyada ondan başka bütün putlara “La” diyebilen bizim kardeşimizdir. Aksi takdirde Yahudilerle ve Hristiyanlarla dost olanlar bizim ne dostumuz ne de kardeşimizdir.

”Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah zalim bir kavme hidayet etmez.” Maide 51

Hamas’ın iktidara gelmesinin ardından her şey ortaya daha da net bir şekilde çıkmıştır. El Fetih’e işgalci Yahudiler ve ABD’nin yaptığı silah yardımları bütün dünya kamuoyunda yakından takip edildi. Şimdi bu hainler aldıkları bu silahları Müslümanlara doğrultmuş durumdadır. Makam, mevki, para peşinde koşan bu güruhun, dünya müstekbirlerinin uşağı olduğu tüm çıplaklığıyla ortaya serilmiştir. Eli kanlı katillerin yanında halkının dökülen kanları ve çiğnenen namusunu hiçe sayarak gülebilen ve o elleri sıkan Mahmut Abbas ve yandaşlarından farklı bir şey beklemiyoruz  zaten. Gazze’ nin etrafına yapılan “utanç duvarı” nın çimentosunu satacak kadar değerlerini yitirmiş ve dünyayı gözünde ilahlaştıran düşünce sahiplerinden onurlu bir duruş beklememiz komik olsa gerek.

Bütün dünyada Müslümanların başı işbirlikçilerle derttedir. İşgalcilere hizmet eden, onlara buyur eden, tokalaşan her kimse, görüşü, mezhebi ne olursa olsun zalimdir, onlardandır.

İşgalciler postallarıyla Müslümanların yatak odalarına kadar girerken Müslüman siyasi hesaplar güdemez. İki seçeneği vardır. Ya şehid olana kadar, ya da işgalcileri o topraklardan çıkana kadar mücadele eder. Aksini yapanların ve çıkar hesapları güdenlerin, Kadirov gibi cami yaptırmaları (maalesef camiinin yapımında Türkiye’den bazı kurumların maddi yardımı söz konusu) veya İslami söylemleri benimsemeleri bir şey ifade etmez bizim için. Belirttiğimiz özelliklere sahip olan kişi ve hareketler İslam ümmetinin bağrına saplanmış hainlerdir.

Dünyanın dört tarafındaki İslam cephelerinde olduğu gibi Filistin’de de saflar nettir. İşgalciler ve zalimler bir yanda, Hamas gibi bunlara karşı “Tevhid mücadelesi” veren “Huseyni-kıyamcı ” müslümanlar bir yandadır. Bizim safımız işgale, zulme, tağuta karşı duranların safıdır.

Zalimlerin kanatları altında duran ve onların kirli ellerini sıkanlar, İslam saflarından ve tevhidi, kıyamcı duruştan çok uzaktadır.

”Ey iman Edenler! Benim düşmanım sizinde düşmanınızdır. Onları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi duyuyorsunuz; oysa onlar size haktan gelen gerçeği inkâr etmişler, Rabbiniz Allah’a inanmanızdan dolayı peygamberi’ de, sizi de yurtlarınızdan sürüp çıkarmışlardır. Eğer siz benim yolumda cihad etmek ve benim rızamı kazanmak içim yola çıkmışsanız onlara karşı nasıl hala sevgi besliyorsunuz? Ben sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim onları dost edinirse yolundan sapıtmış olur.” Mümtehine 1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.