Şehit Ebu Halid Suri Kimdir?

Suriye’de ‘Şeyh Umeyr’ olarak tanınıyordu. Yakın dostları ise onu ‘Ebu Umeyr’ olarak isimlendiriyordu.  Afganistan, Irak ve Cezayir tecrübelerinde ise Ebu Halid es Suri olarak biliniyordu. 1980’li yılların başında Afganistan’daki Sovyet işgaline karşı Afganistan’a giden Arapların içerisinde özel bir konumda bulunan Ebu Halid es Suri, Abdullah Azzam’ın yakın dostlarındandı. 1982 yılında yaşanan Hama katliamından sonra bir grup arkadaşıyla birlikte Suriye’nin dışına çıkmak zorunda kaldılar ve pek çok Suriyeli, siyasi mülteci olarak Batı’ya giderken Ebu Halid es Suri gibi Suriyeli İslamcılar da Afganistan başta olmak üzere İslam ülkelerinin bir kısmına dağıldılar. 2011 yılında başlayan Suriye Savaşı’na kadar Suriye dışında pek çok savaşa katılan, pek çok kez yaralanan ve cezaevine giren Ebu Halid es Suri’nin Suriye’ye dönüşü ancak 2000’li yılların ikinci yarısında oldu.

 

1963 yılında Halep’te doğan Ebu Halid es Suri’nin gerçek ismi Muhammed el Bahai’ydi. 1980’li yıllardaki Afganistan tecrübesinden sonra İslam dünyasındaki mekik dokuyan Ebu Halid, 2000’li yılların başında Afganistan ABD tarafından işgal edildiğinde ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine karşı direnen Taliban gerillalarına liderlik ediyordu.  Irak işgal edildikten sonra bir süre Irak’ta bulunduğu öne sürülen Ebu Halid, Cezayir’de de bir dönem kalmış ve Cezayir İslamcıları tarafından yürütülen savaşa şahitlik etmişti. Cezayir tecrübesini pek çok platformda paylaşan Ebu Halid es Suri, Suriye’de IŞİD’i doğuran düşünceyle Cezayir’de İslamcı savaşçıları ‘tekfircilik’ düşüncesine iten bakışın aynı olduğunu savunuyordu.

 

2011 yılında devrimin başlamasının ardından çıkarılan afla Suriye’de tutulduğu cezaevinden çıkan Ebu Halid es Suri, cezaevinden çıkar çıkmaz Suriye’nin kuzeyindeki eski arkadaşlarıyla birlikte Ahrar’uş Şam hareketini kurdu. Abdullah Azzam’ın eski dostlarından birisinin El Kaide’nin Suriye kolunda görev alacağı düşünülebilirdi ancak Ebu Halid es Suri gibi birkaç isim daha Suriye şartlarında Suriye şartlarına uygun bir yapılanmanın daha uygun olacağını düşünüyordu.

 

2011 yılının sonlarında Ahrar’uş Şam Hareketi’ni Hasan Abbud, Ebu Eymen, Ebu Yezen eş Şami gibi isimlerle birlikte organize eden Ebu Halid es Suri’nin otuz yıllık askeri kariyerini Suriye’de çok az kişi biliyordu.  Muhtelif kitaplardan ya da Afganistan tecrübesinden ötürü ‘Ebu Halid es Suri’ diye bir komutanın Suriye’de olduğunu bilenlerin çoğu da Şeyh Umeyr olarak tanıdıkları kişinin aslında Ebu Halid es Suri olduğundan bihaberdi. Geçmişi değil bugün önceleyen bir bakışla hareket eden Ebu Halid, Halep ve İdlib kırsalında Ahrar’uş Şam Hareketi’nin ilk askeri eğitim kamplarını açan kişiydi. Bugün Suriye Savaşı’nda komutanlık yapan pek çok ismi kendi kontrolündeki kamplarda yetiştiren Ebu Halid, aynı zamanda Halep ve İdlib çevresinde muhaliflerin yürüttüğü pek çok askeri harekatın da kurmay kadrosunda yer aldı.

 

2013 yılının bahar aylarına kadar simetrik bir şekilde ilerleyen Suriye Devrimi, 2013 yılında, yani ikinci yılının baharında iki büyük sorunla yüzleşti. Birincisi Humus’un neredeyse tamamını alan ve Lübnan – Şam arasındaki transit yolu kesmek üzere olan Suriyeli muhalifler, İran’ın Ortadoğu’daki politikalarını uygulamak için sivil öldürmekten dahi çekinmeyeceği gerçeğini gördüler. 48 saat boyunca ağır bombardımana tabi tutulan ve 1.000’den fazla roketle vurulan Kuseyr kavşağından çekilen muhalifler, 1.000 civarında yaralıyla birlikte Rastan’a sığındılar. Savaşın başından beri devam eden ilerleme Hizbullah tarafından Kuseyr’de durduruldu. Muhalif kaynaklara göre Kuseyr’e saldıran Hizbullah güçlerinin katlettiği yüzlerce Suriyeliden en az yarısını kadın ve çocuklar oluşturuyordu.

 

Muhaliflerin yüzleştiği ikinci büyük sorun ise varlığını aynı dönemde deklare eden IŞİD oldu. Nusret Cephesi’nin kendisine bağlı olduğunu öne süren Irak El Kaidesi ( Irak İslam Devleti ) , Nusret Cephesi’ni lağvettiğini duyurarak Irak Şam İslam Devleti’ni kurduğunu duyurdu. Bütün ‘Suriyeli ve Iraklı Müslümanları’ Ebubekir Bağdadi öncülüğündeki devlete ‘biat’ etmeye çağıran yeni yapı, Suriye’nin kuzeyinde büyük bir boşluğa yol açtı. Nusret Cephesi’nin üçte ikisi yeni örgüte katılırken askeri bütünlüğünü büyük oranda kaybeden, silah gücünün ve mali kaynaklarının büyük kısmını IŞİD’ e kaptıran Nusret Cephesi Halep ve İdlib’te pek çok noktadan geri çekildi. Rejimin Halep çevresindeki ilerleyişi de hemen hemen bu döneme tekabül ediyor. Safira üzerinden Şeyh Neccar’a yüklenen Suriye rejimi, kısa sürede Şeyh Neccar kapılarına dayandı. İşte bu dönemde Suriye El Kaidesi ve IŞİD arasındaki sorunun çözümü için El Kaide lideri Eymen ez Zevahiri tarafından gönderilen bir mektupta iki gruba da ilginç bir isme tabi olmaları isteniyordu: Ebu Halid es Suri. İki tarafın da yanlışlarını kendi zaviyesinden yazan Eymen ez Zevahiri, taraflar arasında hakem olmak üzere Ebu Halid es Suri’yi görevlendirmiş ve hatta Ebu Halid’e iki grubun liderlerini görevden almaya varıncaya kadar pek çok yetki vermişti.

 

Geçtiğimiz yılın 23 Şubat günü IŞİD tarafından düzenlendiği düşünülen bir bombalı araç saldırısı sonucu hayatını kaybeden Ebu Halid es Suri ya da Şeyh Ebu Umeyr, Suriye’de IŞİD’in yükselişine engel olamasa ve büyük bir ihtimalle IŞİD tarafından katledilmiş olsa da ‘İslami Cephe’ ittifakının kurulmasının öncülerinden birisi oldu. Öte yandan Cezayir’de gördüğü ‘tekfircilik’ hastalığını Suriye’ye en iyi anlatan isimlerden birisiydi ve muhtemelen Nusret Cephesi içerisinde bu hastalığının yayılmasına engel olan isimlerden birisi de kendisi oldu.

 

Bazı kayıpların yeri asla dolmaz ve bazı kayıplar vardır ki yerini dolduramadığınız gibi yokluğuna da alışamazsınız. Suriye’de Ebu Halid’in yokluğu bu tip kayıplardan birisi olarak devrim tarihine geçti. Önce Ebu Halid es Suri’nin oldukça profesyonel bir saldırı sonrası şehid olması birkaç ay sonra ise Ahrar’uş Şam’ın bütün komuta kademesinin bir sığınakta kimyasal bombayla katledilmesi Ahrar’uş Şam’ın Suriye’de özel olarak zayıflatılmak istendiğini gösteriyor. Ancak Ahrar’uş Şam, yeni dönemde hem Ebu Halid’in hem de Hasan Abbud’un hedeflerine daha da çok yaklaşacak askeri başarılar kazandı. Belki Ebu Halid göremedi ama Halep’in kuzeyinde Hizbullah güçlerini yüzlerce ölüyle eski mevzilerine çekilmek zorunda bırakan Ebu Halid’in eğitim kamplarında yetişen Suriyeli gençlerdi. Belki Hasan Abbud göremedi ama Vadi Dayf’ı ve Hamidiye Askeri Üssü’nü ele geçirerek Suriye rejimine tek seferde en büyük toprak kaybını yaşatan operasyonun en önemli birimlerinden birisi Ahrar’uş Şam hareketiydi.

 

Otuz yılı aşkın savaşçı geçmişinden geriye çok az video ve fotoğraf bırakan Ebu Halid es Suri’nin görüntülerini bir araya getiren Ahrar’uş Şam Medya Ofisi, 23 Şubat günü Ebu Halid’in bugüne kadar görülmemiş görüntüleriyle birlikte Ebu Halid’den sekiz ay sonra hayatını kaybeden Ebu Abdullah Hamavi ve Ebu Yezen eş Şami’nin Ebu Halid’le ilgili görüşlerini yayınladı.
24 Şubat 2015/ Time Türk