Dokko’dan Kadirov’a, İzzet ve Zillet

Dokko Ömerov, 400 yıla yaklaşan Çeçen Direniş tarihinde,  cihad sancağını taşıma görevini üstlenen son Çeçen. Son aylarda, önemli liderini peşpeşe şehid veren Çeçen Halkı, yaklaşık iki aydır Dokko Ömerov’un  komutasında Rus Emperyalizmine karşı mukavemetini sürdürüyor. Ömerov, Devlet Başkanlığına getirilmeden evvel ismi çokca duyulmayan, şura üyelerindendi. Özellikle, Mücahidlerin İstihbarat birimini idare eden Dokko, Beslan, Nalçik ve Moskova Baskını gibi operasyonlarda kilit görevler üstlenmişti. Geçtiğimiz yıl, Kremlin’in özel emriyle, Üst düzey Çeçen komutanlara saldırı düzenleme amacıyla yola çıkarılan 15 kişilik Omon Birliği mensubunu, Rusları çılgına çeviren bir istihbarat operasyonuyla imha edilmesinde de başrol oynamıştı. Bu  ve benzeri pek çok eylemi koordine  eden Ömerov, özellikle Rusya’nın bölgesel çıkarlarına Kafkasya’nın her yerinde zarar vermeyi ve işbirlikçi Çeçen Hükümetinin etkisizleştirmeyi kısa vadeli hedefleri arasında sayıyor.

İkinci savaşta, birincisine oranla daha aktif rol alan Dokko Ömerov, gittiği bölgelerde halkın cihada olan iştirak ve iştiyakini arttırma amacıyla bir çok faaliyet yürüttü. Şatoy bölgesinde, mücahidlerin sayısını – ikinci savaşta – 500’e kadar çıkarttı ve halka dönük tebliğ faaliyetlerine ağırlık verdi. Ömerov’un Cihadın geliştirilmesi ve bölgedeki Rus işgalinin sona ermesi için düşündüklerini şöyle maddeleyebiliriz:

– Cihadın Kafkasya’nın bütününe yayılması ve Kafkasya’nın tüm bölgelerinde Cihada desteğin arttırılması,

-Çeçen Halkının, Rus güdümündeki hükümetin ve bu hükümete bağlı medya propagandasının etkisinden kurtarılması, mücahidlerin enformasyonunun genişletilmesi,

-Tebliğ faaliyetlerinin kitleselleştirilmesi, İslami Eserlerin Çeçen Diline aktarılması ve dağıtımı,

-Rus işgali sebebiyle, güçsüz düşen halkın desteklenmesi ve hayat şartlarının iyileştirilmesi,

Mücahidler açısından, çalışmaların ana ekseni böyleyken, Rusya ve işgal altındaki Çeçenistan’daki kukla hükümet de halkı kendi yanına çekebilme, işgali halkın gözünde meşrulaştırma ve “Rusya” ile yaşamaya halkı alıştırabilme maksadıyla yoğun bir faaliyet yürütüyor. Bir anlamda, “özgürlük” iradelerini teslim etmeleri ve “esaret ve zillet” altında yaşamı kabul etmeleri karşılığında Ruslar, Çeçen halkına müreffeh bir hayat vaad ediyor. Bu minvalde yapılan faaliyetleri ise şöyle sıralayabiliriz;

-İşbirlikçi Hükümetin başı Kadirov’un kendine bağlı bütün askerlere sakal bırakmalarını ve cemaatle namaz kılmaları için emirname çıkarması, bununla kendilerinin iyi Müslüman oldukları yönünde propaganda yapılarak, halkın gözünde mücahidlerin “barış istemeyen marjinal bir grup” olarak tanıtılması,

-Normal şartlarda, bir ailenin aylık geçimine yeten para miktarı 50$ iken, Kadirov’un bütün memurlarına aylık 450$  tutarında maaş vermesi,

-İki savaşta da Rus Hava Kuvvetlerince yerle bir edilen başkent Grozni’nin imar edilmesi ve Çeçenistan’ın en büyük camiinin yaptırılması,

-Çeçenistan’da içkiyi yasaklanması, kumarhanelerin ve talih oyunları ile ilgilenen resmi kurumların kapatılması,

İşbirlikçi Kadirov’un portesi ise oldukça ilginç. Bir yandan fuhuşu resmi olarak yasaklayan Kadirov’un geçtiğimiz günlerde uygunsuz görüntülerinin ortaya çıkması, resmi emirnamelerine karşın başkentte her tür ahlaksızlığın devlet eliyle yayılması, Kadirov’un ilginç portresinin dikkatleri celbeden birkaç noktası. Psikolojik olarak “sorunlu bir kişilik” olduğu bilinen Kadirov, işkencelere bizzat nezaret ediyor. Babasının öldürülmesinin ardından, iyice  vahşileşen Kadirov, Mücahid liderlerin öldürülmesi ile direnişin sona ereceğine inanıyor. Öyle ki, Şamil Basayev’in şehadetinden sonra, direnişin biteceğini öne sürdü. Şamil’den sonra artık Mücahidlerin tutunamayacağını da iddia eden Kadirov, Mücahidlerin silah bırakmaları ve teslim olmaları karşılığında “af ve ceza indirimi” teklifinde bulundu. Bu teklife yanıt olarak, Mücahidler, kendileri için silah bırakmanın söz konusu olmadığını ve zafere yahut şehadete kadar da böyle bir fiilin gündeme dahi gelmeyeceğini, ancak Ramazan Kadirov’un da yakın bir vakitte babası ile aynı akıbete düçar olacağını vurguladılar.

Yukarıda belirttiğimiz hususlardan da anlaşılacağı gibi 400 yıldır defalarca “teslim olma” çağrısına muhatap olan Çeçen Halkı yine aynı imtihanla yüz yüze. Bir yanda, “bir avcuna güneş diğer avcuna ay konulsa” davasından vazgeçmeyen bir Resule layıkıyla Ümmet olabilmek için zorluklara göğüs germe ve cihad, öte yanda ise özgürlüğünü teslim etmenin zilleti ve bunun karşılığında Rus Askerlerinin gölgesinde rahat bir yaşam vaadi. Çeçen Halkı tercihini bedeli ne olursa olsun özgürlükten yana yaptı. Şamil Basayev’in şehadetinden sonra, İşgalcilere ve işbirlikçilerine Ebu Hafs komutasındaki  birliklerce düzenlenen operasyon,  Çeçen Halkının zaptedilemez bir özgürlük inancının ve teslim alınamaz mizaçlarının sadece bir göstergesi. Umud ediyoruz ki, Rabbimizin, bu irade ve sabrın karşılığını, vaadini yerine getirerek verecektir. Yine umud ediyoruz ki Rabbimizin katında ihsan edilecek bir zaferin ve apaçık fethin vakti yakındır.

”Allah  Mü’minlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığı satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu Tevratta, İncilde ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah’tan ziyade ahdine vefa edecek kimdir? O halde bu alış-veriş karşılığında sevinip müjdelenin. İşte büyük kurtuluş budur.”(Tevbe 111)

Sevinin Ey Çeçen Halkı! Allah vaadinden dönmeyendir!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.